Bazen yazmak için sadece yazmak gerekiyor galiba. Bu beyaz kağıt korkusu nasıl bir kabus nasıl bir baş belasıdır hiç bilemedim. Tam 9 ay dönüp bakmadım buraya yazamadım, oysa yazacak o kadar çok şey vardı ki.
Daha geldiği gibi hayatımızı kökünden değiştiren bir 2010 var söz konusu olan.
Mükemmel bir evlilik teklifi, nişan, ev hazırlığı, düğün hazırlığı ve harika bir düğün geçirdik. Zoru başardık aslında bu kadarcık zamanda.
Fiziksel ve ruhsal olarak çok yorulduk tabi. Günde 2 paket sigara mı dersin, her söylenene şorlamak mı dersin. Böyle stabil bir ruh hali tutturmak zor iş. Sinirleri zorlayacak o kadar çok şey oluyor ki. Bilmemkim gecikiyor, evde bir eksik çıkıyor, kimse sağolsun zahmet edip gelip gelmeyeceğini bildirmiyor falan. Zaten öyleleri için hep aynı şeyi diledim, onlar da yaşasın o sıkıntıyı düğünlerinde o zaman anlarlar zaten.
Neyse önce Sorgun sonra Ortakent derken 2 haftalık kafa tatili ayarında balayımızı da yaptık ve geldik evimize. Eve alışmak da öyle kolay iş değil ama. Her işini kendin yapmak, düşünmek, planlamak. Zor zanaat zor. Ama çok güzel.
Hala birbirine bakıp "biz evlendik!" şaşkınlığını yaşamak da çok güzel =)
Bu kaydı etiketler anlatır bence. Yazmakla bitmez.
0 fikir:
Yorum Gönder